kor bilge adam

Bir zamanlar zengin bir tüccar varmış. Sürekli farklı yerlerde ticaret yaparmış. Bir gün başka bir şehre iş yapmak için gitmeye karar vermiş. Gideceği yer hakkında bilgi edinmek için buraya oradan yeni gelen birine:

“Merhaba, sizin oralarda hangi ürün daha çok değer görüyor?” diye sormuş.

“Bizim orada en çok sandal ağacı değerlidir.” diye cevap vermiş adam.

Bunun üzerine tüccar bütün birikimini kullanarak bolca sandal ağacı satın almış ve oraya götürmek üzere hazırlık yapmış. Her şey hazır olduktan sonra yola çıkmış. Varmak üzereyken hava kararmış. Bu sırada yaşlı bir çoban kadınla karşılaşmış ve sohbet etmişler.

Kadın sormuş:

“Sen buranın yerlisi değil gibisin, ne işin var burada?”

“Tüccarım, ticaret yapmak için geldim.” demiş.

“Dikkat et! Buradaki insanlar dışardan gelenleri dolandırır, soyup soğana çevirir. Sana uyarım olsun, sakın bunu kulak ardı etme.” diyerek tüccarın yanından ayrılmış.

Tüccar şüpheyle şehre girmiş ve iyi bir han bulup orada kalmış. Ertesi gün bir yerli gelip ona sormuş:

“Beyefendi, nereden geliyorsunuz, ne için geldiniz bizim buraya?”

Tüccar sebebini anlatmış. Adam devam etmiş konuşmaya:

“Ne getirdiniz peki?”

“Burada sandal ağacının değerli olduğunu duydum ve bolca getirdim.” demiş tüccar.

“Sen kandırılmışsın. Burada sandal ağacı en fazla odun kadar değerlidir. İnsanlar sadece ateş yakmak için kullanıyor.” demiş adam.

Bunu duyunca tüccar çok üzülmüş. Binbir zorlukla getirdiği sandal ağaçlarını günlerce ateş yakıp yemek yapmak için kullanmış. Bu durumu, tüccarla konuşan o yerli adam duymuş. Adam tekrar gelip tüccara şöyle demiş:

“Durumuna çok üzüldüm. Sana bir teklifim var; sandal ağaçlarını alayım, karşılık olarak da istediğin herhangi bir şeyden bir okka vereyim sana, ne dersin?”

“Çok sevinirim.” demiş tüccar adeta çıkış yolu bulmuş gibi.

Anlaştıktan sonra adam sandal ağaçlarını şimdi götüreceğini, ödemeyi de ertesi gün yapacağını söylemiş.

Ertesi gün tüccar handan çıkıp ödeme için buluşacağı yere gidiyormuş. Yolda tek gözü kör olan biriyle karşılaşmış. Kör adamın da, tüccarın da gözleri maviymiş. Kör adam sebepsiz yere ona sataşmış, hatta tüccarın onun bir gözünü alıp kendisine taktığını iddia ederek tazminat ödemesini istemiş, aksi halde ayrılmasına izin vermemiş. Tüccar reddetmiş ve kavga etmişler.

Çevrelerindeki kalabalık giderek artmış, bazıları araya girmiş, sonunda tüccar zora düşüp tazminatı vermeyi kabul etmiş. Ödemeyi yapacağına dair söz verdiğine şahit olarak birini bulduktan sonra tek gözlü adam tüccarın gitmesine izin vermiş.

Özgürlüğüne kavuşmuş ama ayakkabısının tabanı kavga esnasında itişip kakışma yüzünden yırtılmış. Şimdi de ayakkabı tamircisine gitmiş ve:

“Lütfen ayakkabılarımı tamir edin, işi bitirdiğinizde sizi memnun edeceğim.” demiş.

Tamirci işine koyulmuş. Tüccar devam etmiş yürümeye. Önünde bir grup insan kumar oynuyormuş. Oturup seyredeyim derken kumarbazların zorlamasıyla oynamaya mecbur kalmış, sonunda tüm parasını kaybetmiş. Kumarbazlar borcunu istemiş ve iki yol önermişler: ya borcunun tamamını ödersin ya deniz suyunun hepsini içersin.“

“Bunun cevabını size yarın vereyim.” demiş tüccar.

Tüccar, kumarbazların onayıyla kumarhaneden çıkabilmiş, kafası karışık ve umutsuzmuş. Sonunda yol kenarında oturup kara kara düşünmeye başlamış.

Tam o sırada yanından geçen yaşlı bir kadın onu bu halde görünce, neden üzgün olduğunu sormuş.

Tüccar başından geçenleri anlatmış.

Kadın demiş ki:

“Yabancılar burada sıkça dolandırılır, bunun için üzgünüm. Ama sana bir çözüm önereceğim. Şehir kapısının yakınında yaşayan Kör ama bilge bir adam var. O çok bilgili, zeki biri. İnsanlar ona zor konularda danışır, kafasındaki sorulara cevap bulmak için ona gider. Gece olduğunda hırsızlar, dolandırıcılar bile orada toplanır ve ondan bilgi edinirler. Sen gece oraya git, onları gizlice dinle. Kör adamın onlara ne söylediğini duyarsan, dolandırıcılardan kurtulmanın yolunu öğrenirsin belki.”

Tüccar kadının dediğini dinlemiş ve gece bilge adamın evine gitmiş, gizlice bir köşeye saklanmış.

Bir süre sonra kör bilgeden yardım istemeye gelenler oraya toplanmış. Gelen dolandırıcılardan her biri yaptığı dolandırıcılık olaylarını anlatmış.

Sandal ağacı dolandırıcısı:

“Yabancı bir tüccardan sandal ağacı aldım. Daha karşılığında bir şey vermedim. Sadece istediği bir şeyden bir okka miktarı vereceğimi söyledim.” demiş.

Kör bilge adam ona şu cevabı vermiş:

“Adam isterse seni alt etmenin yolunu bulabilir.”

“Nasıl?” diye sormuş dolandırıcı.

“Eğer o senden bir okka altın ya da gümüş isterse kabul eder misin?” diye sormuş kör bilge adam.

“Ederim, bu durumda bile kârlı çıkarım.” demiş dolandırıcı.

“Ya eğer o senden yarısı erkek yarısı dişi olan bir okka ağırlığında pire isterse?” demiş bilge adam.

Dolandırıcı bunu duyunca susmuş, ama bunun onun aklına gelmeyeceğini düşünmüş.

Sonra tek gözlü dolandırıcı olanları anlatmaya başlamış:

“Bugün bir yabancıya sataştım, ve sonunda ona tazminat ödemeyi kabul ettirdim. Yarın ödeyecek, şahidimiz de var.”

“Eğer aklını kullanırsa seni yener.” demiş kör bilge adam.

“Nasıl olacakmış o?” diye sormuş dolandırıcı.

“ ‘İkimiz de birer gözümüzü oyup çıkaralım ve terazide tartalım. Eğer ağırlıkları eşitse gerçekten senin gözünü almışım demektir. O halde tazminatı öderim.’ derse kaybetmiş olursun. Çünkü eğer gerçekten öyle yapsanız bile onun iki gözü var, birini kaybederse diğeri hala görebilir, ama senin sadece tek gözün var, bunu da kaybedersen tamamen kör olursun. Böylece yenildiğini kabul etmekten başka çaren kalmaz.” demiş kör bilge adam.

Bunu duyan tek gözlü adam biraz endişelenmiş ya gerçekten beni yenerse diye .

Ayakkabı tamircisi:

“Bugün ayakkabı tamiri için biri geldi. ‘Ne kadar ödeyeceksin?’ diye sordum. ‘Ayakkabıyı tamir et, seni memnun edeceğim. ’ dedi.” demiş.

“Eğer o isterse, ayakkabıyı para ödemeden de teslim alır senden.” demiş kör bilge adam.

“Nasıl?” diye sormuş ayakkabı tamircisi.

“Eğer o ‘Ülkemizin kralı düşman güçleri yok etti, muhalifleri zayıflattı, soyu ve ordusu büyüdü, bundan memnun musun?’ diye sorarsa ve eğer ‘Evet’ dersen ayakkabıyı alır gider. Eğer ‘Hayır’ dersen kraliyet ailesinin başına gelen bu güzel şeylere memnuniyetsizliğini bildirmiş olursun ve cezalandırılırsın.” demiş kör bilge adam.

Tamirci bunu duyunca sessizliğe bürünmüş, ama yine de bunları söylemek onun aklına gelmez diye düşünmüş.

Şimdi de kumarbaz başlamış anlatmaya:

“Bugün birine zorla kumar oynattım ve kazandım. Ona ‘Ya borcunu öde, ya da deniz suyunun hepsini iç’ dedim, eğer deniz suyu içtiği takdirde ben ona cebimdeki tüm parayı vereceğimi söyledim.”

“Adamın seni yenmesi için zor da olsa hala bir yol var.” demiş kör bilge adam.

“Nasıl?” demiş kumarbaz.

“Eğer o: ‘Deniz suyunu içeceğim ama sen denizin ağzını bulup benim ağzıma yaklaştır, ancak bu şekilde içerim.’ derse yenilirsin, çünkü dediğini yapamazsın.”

Tüccar tüm gece bir köşede saklanıp orada konuşulanların hepsini dinlemiş, dolandırıcılara nasıl karşı koyacağını öğrenmiş ve sessizce oradan ayrılmış.

Ertesi gün kumarbaz gelip sözünü hatırlatmış. Tüccar demiş ki:

“Tamam, deniz suyu içeceğim, ama denizin ağzını bulup yanıma getirmelisin.”

Kumarbaz tüccarın bunu söylemesine çok şaşırmış ve cebindeki 100 altını da ona vermek zorunda kalmış.

Sonra tamirci gelmiş, tüccar demiş ki:

“Kral düşmanlarını yendi, muhalifleri yok etti, soyunu ve ordusunu büyüttü, bundan memnun musun?”

“Tabii ki, memnunum,” demiş tamirci.

Böylece tüccar ayakkabısını almış, para vermemiş.

Tek gözlü adam tazminat istemeye geldiğinde tüccar:

“Sözümü tutuyorum ama şimdi ikimiz de birer gözümüzü çıkarıp tartalım, eğer ağırlıkları eşitse öderim.” demiş.

Tek gözlü adam tereddüt etmiş, çünkü diğer gözünü kaybetmek istemiyormuş. Sonunda foyası ortaya çıktığı için tüccara 100 altın verip zar zor gidebilmiş.

Son olarak sandal ağacı alıcısı gelmiş ve demiş ki:

“Sandal ağacı karşılığını getirdim.”

Tüccar sormuş:

“Ne getirdin?”

“Bir okka altın mı gümüş mü istersin, sen seç.”

“Altın ya da gümüş istemiyorum, bir okka ağırlığında pire isterim, yarısı erkek yarısı dişi.”

“onu nereden bulacağım ben.” demiş adam.

“O zaman ne yapacaksın?” demiş tüccar.

Böylece tüccar üstün gelmiş, adam çaresizce sandal ağacını geri vermiş, dolandırdığı için üstüne 100 altın tazminat vermiş. Tüccar da sandal ağacını gerçek fiyatından satıp kâr etmiş ve mutlu bir şekilde evine dönmüş.

Henüz yorum yok

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir