Cesur Minik Tavşan ve kardeşleri havuç tarlasında birlikte dururken, karşılarında şaşkın bir büyük tavşan bulunan renkli çocuk masalı illüstrasyonu.

Bir varmış bir yokmuş…
Ormanın kenarındaki şirin bir yuvada dört tavşan yaşarmış:
Uzun kulaklı Tavşan Dede, Hızlı Tavşan, Neşeli Tavşan ve en küçükleri Minik Tavşan.

Bir sabah hepsi karınları guruldayarak uyanmış.

“Çok açım!” demiş Neşeli Tavşan.
“Ben daha açım!” demiş Hızlı Tavşan.
“Ben hepinizden daha açım!” diye söylenmiş Tavşan Dede.

Minik Tavşan etrafa bakmış.
“Evde hiç havuç kalmamış. Tarlaya gitmeliyiz! Artık bence tek başıma havuç almaya gidebilecek kadar büyüdüm.” demiş ve tarlaya doğru yola çıkmış.

Toprağı eşelemiş, ve var gücüyle havucu çekmiş…
Kocaman, turuncu, sulu bir havuç çıkarmış!

Tam torbasına koyacakken…
Hop!

Kocaman, iri yarı bir tavşan önüne atlamış.

“Bunu alamazsın!” diye bağırmış.

“Neden?” diye korkuyla sormuş Minik Tavşan.

“Çünkü sen küçük bir aptalsın! Dediklerimi başkasına söylemeye kalkarsan üstüne atlayıp seni ezerim!”

Zavallı minik Tavşan korkmuş ve eve eli boş dönmüş.

“Neden havuç getirmedin? Bir şey mi oldu?” diye sormuş kardeşleri.

“Çünkü… ben bir aptalım…” demiş başını eğerek.

Ama kardeşleri hemen itiraz etmiş:
“Hayır! Sen kesinlikle bir aptal değilsin! Sen bizim sevimli minik kardeşimizsin!”

Bu kez Neşeli Tavşan gitmiş.
İki tane harika havuç çıkarmış.
Ama aynı kaba tavşan yine ortaya çıkmış.

“Hey çirkin tavşan! O havuçları ver bana çabuk!”

Neşeli Tavşan da korkup eve dönmüş.

Sonra Tavşan Dede gitmiş.
Üç havuç çıkarmış.
Ama o kaba tavşan yine ortaya çıkmış.

“Hey bunamış ihtiyar! O havuçları ver bana çabuk!”

O da bu yaşlı ve güçsüz haliyle kaba tavşana karşı gelemediği için eli boş eve dönmüş.

Hızlı Tavşan artık dayanamamış.

“Bu ne saçmalık böyle! Bunları kim söyledi size? Ve neden hepiniz eliniz boş dönüyorsunuz?”

“Büyük Kaba Tavşan…” demişler hep birlikte.

Hızlı Tavşan sinirlenmiş.
“Öyleyse bu sefer hep birlikte gidelim.”

Hepsi beraber tarlaya gitmişler. Birlikte çalışmışlar. Bir yandan çalışırken gülerek, konuşarak, bir sürü havuç çıkarmışlar.

Tam o sırada yine o kaba tavşan ortaya çıkmış.

“Bunları alamazsınız!” diye bağırmış.

Minik Tavşan cesurca öne çıkmış.

“Neden alamayalım?”

Dört tavşanı bir arada görünce “Çünkü siz… siz…” diye bağırmış ama bu kez sesi eskisi kadar güçlü çıkmamış.

Minik Tavşan dik durmuş ve:

“Ben aptal değilim. kardeşim çirkin değil, dedem de bunamış değil. Ama sen zorba bir obursun!” demiş.

Kaba tavşan birden susmuş. Sonra alçak bir sesle:
“Ama ben… gerçekten çok açım…” demiş.

Minik Tavşan:

“Karnın açsa kendi emeğinle çalışarak havuçları çıkarmalısın, zorbalık yaparak başkalarının emeğini çalamazsın! İrisin, güçlüsün ama gücünü kötüye kullanıyorsun.”

Sonra çıkardıkları havuçları bölüşmüşler.

O günden sonra Kaba Tavşan zorbalık yapmamış.
Çünkü şunu öğrenmiş:

Başkalarını küçümsemek, dalga geçmek, insanı güçlü yapmaz.

Ve tavşan kardeşler o gün iki şeyi öğrenmişler:

✨ Birlikten güç doğar.
✨ Başkalarının söylediği kötü sözler bizi tanımlamaz.

Henüz yorum yok

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir