Bir varmış, bir yokmuş…
Dağların ardında, küçük ve sessiz bir kasabada, Emir adında bir çocuk yaşarmış. Emir’in en sevdiği şey, eski ve unutulmuş eşyaları keşfetmekmiş. Çünkü o, her eski eşyanın bir hikâyesi olduğuna inanırmış.
Bir gün büyükannesinin evine gitmiş. Büyükannesinin evi çok eskiymiş. Ahşap merdivenleri gıcırdar, pencereleri rüzgârda fısıldarmış.
Emir merakla tavan arasına çıkmış.
Her yer toz içindeymiş. Eski sandıklar, kırık lambalar, sararmış kitaplar…
Tam geri dönecekken, köşede duran eski bir ceket dikkatini çekmiş.
Ceket kahverengiymiş ve çok eski görünüyormuş. Ama üzerinde üç tane düğme varmış.
Birincisi altın gibi parlıyormuş.
İkincisi gümüş gibi ışıldıyormuş.
Üçüncüsü ise gökyüzü kadar maviymiş.
Emir düğmelere dokunduğu anda kalbi hızla atmaya başlamış.
Özellikle mavi düğme sanki yıldızlar gibi parlıyormuş.
Merakına yenik düşen Emir, mavi düğmeye dokunmuş.
Bir anda etrafındaki her şey kaybolmuş.
Rüzgâr esmiş…
Düğme etrafa ışık saçmış…
Ve Emir kendini hiç bilmediği bir yerde bulmuş.
Önünde küçük ama çok güzel bir ev duruyormuş.
Ev beyazmış. Pencereleri sıcak bir ışıkla parlıyormuş. Kapısı sanki Emir’i bekliyormuş gibi hafifçe aralanmış.
Emir yavaşça yaklaşmış.
Kapıyı açtığında, içeriden yumuşak bir ses gelmiş:
“Hoş geldin, Emir…”
Emir korkuyla etrafına bakmış.
“Kim konuşuyor?” diye sormuş.
Ses cevap vermiş:
“Ben… Üç Sihirli Düğmeli Ev’im.”
Emir’in gözleri büyümüş.
Ev devam etmiş:
“Uzun zamandır birinin gelmesini bekliyordum.”
Emir sessizce içeri girmiş.
İçerisi çok sıcak ve huzurluymuş.
Ev tekrar konuşmuş:
“Her düğme sana bir hediye verir.”
Emir önce gümüş düğmeye dokunmuş.
Bir anda odanın ortasında sıcak bir şömine yanmaya başlamış. Masanın üzerinde sıcak süt ve kurabiyeler belirmiş.
Emir çok mutlu olmuş. Çünkü tam da karnı acıkmış.
Sonra mavi düğmeye dokunmuş.
Bu sefer odanın duvarları gökyüzüne dönüşmüş. Ali kendini yıldızların arasında uçarken bulmuş. Ay ona gülümsemiş, yıldızlar ona göz kırpmış.
Son olarak altın düğmeye bakmış.
Ama bu sefer hemen dokunmamış. Emir biraz düşünmüş. Sonra:
“Bunu yardıma ihtiyacı olan başka biri için kullanmak istiyorum. Beni gerçekten acil yardıma ihtiyacı olan birinin yanına götür.” demiş.
Emir bir anda kendini kasabasının ortasında bulmuş.
Ama kasaba farklı görünüyormuş.
Küçücük bir çocuk yalnız başına oturuyormuş. Üşümekten tir tir titriyormuş. Çocuk, anne babasını kaybetmiş. Evinin yolunu bulamıyormuş.
Emir çocuğun yanına gitmiş. Durumu öğrendikten sonra sihirli evin yardımıyla onun elinden tutup evine götürmüş. Anne babası çocuklarını görünce Emir’e tekrar tekrar teşekkür etmiş.
Tam o anda altın düğme tekrar parlamış.
Ev’in sesi tekrar duyulmuş:
“Gerçek sihir, iyi kalptedir.”
Sonra Emir kendini tekrar tavan arasında bulmuş.
Cebinde hala yeni üç küçük düğme varmış.
Emir artık onların ne anlama geldiğini biliyormuş.
O günden sonra Emir o düğmeleri gerçekten yardıma ihtiyacı olanlar için kullanmış.
Artık Emir bir şeyi çok iyi biliyordu…
Gerçek sihir düğmelerde değil, iyi kalpteydi.
Ve masal burada bitmiş…
Ama sihirli düğmeler, iyi kalpli çocukları hâlâ bekliyormuş.

Henüz yorum yok