Bir zamanlar, çok saf bir köylü adam varmış. Bu adamın en değerli varlığı ise sadık eşeğiymiş. Ne var ki, bu köylü, çok saf ve kolay kandırılabilir bir kişiliğe sahipmiş. Bir gün eşeğini alıp otlatmaya giderken, yolda iki kurnaz dolandırıcı varmış.

Dolandırıcılardan biri, köylünün saflığını görünüşünden hemen fark etmiş ve arkadaşına dönüp şöyle demiş:
“Bu adamı kandırıp eşeğini elinden alacağım.”
Aralarında bir plan yapmışlar. Birinci dolandırıcı, eşeğin yularını çıkarıp kendi kafasına geçirmiş, diğer dolandırıcı ise eşeği alıp uzaklaşmış. Şimdi yularda bir adam, önde de köylü yürüyormuş!
Saf adam, bir süre sonra arkasına dönüp bakınca yuların ucunda eşek değil de bir adam olduğunu fark edince şaşkına dönmüş:

“Sen de kimsin? Eşeğim nereye gitti?”
Adam şöyle cevap vermiş:
“Ben senin eski eşeğinim! Annem çok iyi bir kadındı. Bir gün içki içip sarhoşken ona kötü davrandım. O da dua etti ve ben eşeğe dönüştüm. Yıllardır cezamı çektim. Ama annem artık beni affetti ve duaları sayesinde tekrar insana dönüştüm.”
Köylü bu sözleri duyunca, hem şaşırmış hem de büyük bir vicdan azabı duymuş. Yıllarca bu “adamı” ağır yükler taşırken kullandığı için çok üzülmüş ve özür dileyerek adamın gitmesine izin vermiş.
Köylü evine dönüp durumu eşine anlatmış. Eşi de en az köylü kadar safmış ve o da bu hikâyeye inanmış. Adamı eşek sanarak ona ağır yükler taşıttıkları için birlikte tövbe etmişler. Fakat zamanla köylü yine bir eşek almaya karar vermiş ve pazara gitmiş. Orada gözleri tanıdık bir eşeğe takılmış.
Dikkatlice bakınca, bunun yıllarca birlikte yaşadığı eski eşeği olduğunu anlamış. Ve eşeğe yaklaşıp kulağına şöyle fısıldamış:
“Bu kez kandıramazsın beni. Yine içki içip annene kötü mü davrandın ha? Bu sefer de seni satın alırsam, sonra yine insana dönüşürsün. Seni asla almam.”
Böylece, eşeği almadan oradan uzaklaşmış.
Henüz yorum yok